1- Sahipleri

Sahip deyimi \’malik\’ hem de \’hak\’ deyiminin karşılığı olarak kullanılmaktadır. Gerek maddi, gerekse gayrimaddi hak üzerinde mülkiyeti olanları kapsar. Medeni Kanun’a göre gayrimenkul üzerindeki sahiplik, tapuya tescil ile meydana gelir.

2- Mutasarrıfları

\’Mutassarrıf\’ sözcük anlamı itibariyle tasarruf eden demektir. İster sahip veya malikleri, isterse bunlardan başka kimseler tasarruf etsin, mal ve haklara hukuken veya fiilen tasarruf eden kişilere mutasarrıf denir. Başka bir deyimle, bir mal veya hak üzerinde, fiilen kullanma yetkisi olan kişi \’mutasarrıf\’tır. Bu kişi çoğu zaman sahip ya da zilyet durumundadır.

3- Zilyetleri

\’Zilyed\’ sözcük anlamı itibariyle kendisinin olsun veya olmasın bir malı kullanmakta olan, elinde tutan kimsedir. Zilyetlik ise bir malı kullanmakta olma durumunu ifade etmektedir. Zilyetlik bir mala sahip gibi tasarruf etmek demektir. Kendisinin olup, olmamasına bakılmaksızın, malı kullanan kişi o malın zilyedidir. Zilyetlik, Medeni Kanun’un 973. maddesine göre, \’bir şey üzerinde fiili hakimiyeti bulunan kimse onun zilyedidir.\’ şeklinde tanımlanmıştır.

4- İrtifak Hakkı Sahipleri

Bir gayrimenkul üzerinde, diğer bir gayrimenkul veya şahıs lehine tesis edilen ayni bir haktır.

Tapuya tescil ile geçerlilik kazanır. İrtifak hakkı bir gayrimenkul sahibinin, başka bir gayrimenkulün bir kısmı veya tamamını doğrudan doğruya kullanması veya ondan yararlanmasına yetki veren ayni bir haktır.

5- İntifa Hakkı Sahipleri

İntifa hakkı, yararlanma hakkı olarak da ifade edilebilir. Bu hak bir kişiye, başka bir kimseye ait gayrimenkul mallar üzerinde tam bir yararlanma ve kullanma hakkını veren şahsi irtifak hakkıdır. İntifa hakkı Kanun’dan veya sözleşmeden doğar. Gayrimenkullerde tapuya tescil gereklidir.

6- Kiracılar

Kiracı, bir şeyi kullanmak üzere tutan kimseye verilen addır. Gayrimenkul sayılan mal ve haklar, sahipleri tarafından kiraya verilebileceği gibi, kiracılar tarafından da kiraya verilebilir. Bu durumda kiracının da kiracısı olur. Vergilendirmede bunun bir önemi yoktur. Vergilendirme için önemli olan herhangi bir gayrimenkulün kiraya verilmesinden gelir elde edilmesidir. Kiraladığı mal ve hakkı başkasına kiraya veren de bir gelir elde ettiğine göre, bu gelirin de vergilendirilmesi son derece doğaldır. Bu nedenledir ki, Kanun’da açıkça gayrimenkulün kiracıları tarafından kiraya verilmesinin de vergiye tabi olacağı hükme bağlanmıştır.

ÖRNEK:

(A) sahibi olduğu işyerini (B)’ye aylık 2 bin YTL’ye kiraya vermiştir. Kiracı (B) de bu işyerini (C)’ye aylık 2 bin 500 YTL’ye kiraya vermiştir.

Bu durumda asıl mülk sahibi (A), kiracısı (B)’den aldığı yıllık 24 bin YTL kiradan dolayı, yıllık gelir vergisi beyannamesi verecektir.

Kiraladığı işyerini (C)’ye kiralayan kiracı (B) de, (C)’den aldığı yıllık 30 bin YTL kira gelirinden dolayı yıllık gelir vergisi beyannamesi verecektir. Ancak (B), asıl mal sahibi (A)’ya ödediği kirayı, gerçek gider usulünü seçerek (C)’den aldığı kiralardan indirebilecektir..

Şükrü Kızılot