Türkiye’de büyük bir konut açığı ve bu doğrultuda ciddi bir konut sorunu bulunuyor.

İnşaat sektöründe faaliyet gösteren şirketler ve piyasaya kredi aktaran finans kuruluşları soruna bir fırsat olarak yaklaşıyor. Ülkemizdeki konutların büyük bir bölümü kaçak, 20 yaşın üstünde çok sayıda konut var ve bunların yenilenmesi gerek, deprem riski altında dayanıksız konutların da sayısı bir hayli yüksek, ayrıca nüfus artışı ve göç konut ihtiyacını çoğaltıyor, kentlerin yenilenmesi gerekiyor. Çok doğru, bunların hepsi büyük bir fırsat yaratıyor. Ama bu fırsattan nasıl yararlanmak gerekiyor?


Türkiye’de gelir durumu ortada, nüfusun çok büyük bir bölümü alt ve orta sınıfta yer alıyor. Asıl konut ihtiyacı da bu kesimlerde. Gelir durumu iyi olanların bir sorunu bulunmuyor, onlar yatırım amaçlı ya da daha konforlu olması nedeniyle alım yapıyor. Konut ihtiyacı olanların gelirleri ve tasarruf yapabilme kapasiteleri belli. Kimsenin bu fiyatlarda peşin parayla konut alacak durumu yok. Bundan dolayı 2 yıl önce kredi faizleri düşmeye başlayınca konuta hücum edilmedi mi? İnsanlar 150 bin YTL’lik konutlar için 200-300 bin YTL’lik kredi yükünün altına girmedi mi? Başka da yapacak bir şey yoktu aslında. Konutu peşin alamayanlar faizine katlanarak kredi kullandı.

Son zamanlarda konut satan firmalarda bir kampanya furyası başladı. Herhalde onlar da hangi koşullarda konut alınabileceğinin farkına vardı ama genellikle satıştaki konutların fiyatlarının yüksek olması nedeniyle bu kampanyalar beklenen ilgiyi tam anlamıyla yaratmadı. Türkiye’de konut ihtiyacının karşılanması ve fiyatlarda belli bir standartların yakalanması ancak sistematik bir şekilde çözülebilir. Ayrıca, devletin yapacağı destek çok önemli. İlk konutunu alanları devletin mutlaka teşvik etmesi, konut alımını desteklemesi gerekiyor. Bu şekilde bahsedilen potansiyel de biraz olsun harekete geçirilebilir ve daha uygun koşullarda konut alınabilir.

Dar gelirliler nasıl konut sahibi olacak

Kısa bir süre önce Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı Derneği GYODER bir rapor yayınladı. 4’üncüsü açıklanan raporda Türkiye’deki 9 ilin gayrimenkul açısından değerlendirmesi yapıldı. Görüldü ki, sadece bu illerde bile yapılacak çok iş var. Ama önemli nokta GYODER’in 6’ıncı raporunda dar gelirlilerin nasıl konut sahibi olacağını araştıracağını açıklaması oldu. Yani, dernek bu konuda 2 yıl içinde ayrıntılı bir araştırma yapacak. Türkiye’de dar gelirlilerin nasıl konut sahibi olabileceğini ortaya koyacak. Merakla bekleyip göreceğiz…

Arsahiplerinin keyfine diyecek yok!

GYODER’in bu girişimi yerinde olmakla birlikte asıl adımları ise devletin atması gerekiyor. Şimdilik radikal bir çözüm sunulmuş değil. Sadece, yaptıkları halen tartışılan TOKİ var. Fakat görülüyor ki, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan Kiptaş bile TOKİ’den daha ucuz ve nitelikli konutlar yapabiliyor. TOKİ’nin piyasayı düzenleyici bir role bürünerek özellikle arsa konusunda piyasayı ve dolayısıyla da fiyatları yönlendirmesi söz konusu olabilir. Piyasadaki başıboşluk nedeniyle fiyatlar son 2-3 yılda yüzde 300’lere varan oranlarda şişmedi mi? Diğer taraftan arsa sahiplerinin keyfine diyecek yok! İhalelerle satılan arsalara normalden çok daha yüksek fiyatlar isteniyor ve asıl garip olanı da bu paraların verilmesi. Demek ki, ‘inşaatları çok düşük kar oranlarıyla yapıyoruz’ hikayesi gerçekten bir hikaye. Yoksa arsa fiyatlarının bu kadar yüksek olduğu ortamda hangi akılla bu maliyetlerin altına girilir!

Son olarak, İstanbul dünyanın büyük metropolleri ile kıyaslanıyor, ‘Fiyatlar halen ucuz, çok daha fazla yükselecek’ deniyor ama nereye kadar? İstanbul’un Türkiye gerçeğinin ortasında olduğu unutuluyor sanırım.

Kaynak:Milliyet emlak